Wednesday, 13 May 2009

BEKLENEN

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan,bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimle gölgeni,
Gelme,artık neye yarar?

Necip Fazıl KISAKÜREK

İşim Acele

Gökte zamansızlık hangi noktada?
Elindeyse yıldız yıldız hecele!
Hüküm yazılıyken kara tahtada,
İnsan yine çare arar acele!

Gençlik...Gelip geçti...Bir günlük süstü;
Nefsim doymamaktan dünyaya küstü.
Eser darmadağın,emek yüzüstü;
Toplayın eşyamı,işim acele!

Necip Fazıl KISAKÜREK

Tuesday, 12 May 2009

Nüfus

Son on yıllarda dünyanın genelde ciddi bir nüfus patlaması sorunuyla karşı karşıya olduğu kabul edilmiştir. Kontrolsüz nüfus artışı kıt kaynakları zamanından önce tüketecek ve çevreyi mahvedecektir. Artan nüfus daha çok gıda,enerji ve diğer kaynaklara ihtiyaç duyacak,bunun sonucunda küresel ısınma ve diğer .evre felaketleri artacaktır. Nüfus artışı konusunda bütün ülkeler hemfikirdir.
Fakat bu model artık geçerliliğini yitirmiş,ileri sanayi ülkelerinde bazı değişimler yaşanmaya başlamıştır. İnsan ömrü uzamıştır ve doğum oranı da düştüğü için,emekli olan yaşlıların yerine yeterli sayıda genç yetişmiyor. Bu sorun Avrupa ve Japonya'da halen yaşanmaktadır. Fakat yaşlanan nüfus buzdağının sadece görünen tepesidir,gelecek olan nüfus patlamasının getirdiği ilk sorundur.
Bazı insanlar Avrupa'da doğum oranı düşerken,az gelişmiş ülkelerdeki yüksek doğum oranları nedeniyle dünya nüfusunun arttığını düşünüyorlar.Aslında doğum oranları her yerde artıyor.İleri sanayi ülkelerinde bu konu kontrol altında tutulmaya çalışılıyor ve diğer ülkeler de onları izliyorlar. Ve bu demografik değişim yirmi birinci yüzyıla yeni bir şekil verecektir.
Almanya ve Rusya gibi,dünyanın önemli ülkelerinden bazıları nüfuslarının önemli bir kısmını kaybedecekler.Günümüzde Avrupa nüfusu yaklaşık 728 milyondur.Birleşmiş Milletler tahminlerine göre bu nüfus 2050 yılında 557 ile 653 milyon arasında bir rakama düşecektir.Küçük rakama göre kadın başına 1.6,büyük rakama göre de 2.1 çocuk düşüyor.Günümüz Avrupa'sında kadın başına doğum oranı 1.4'tür.Biz bu nedenle düşük oranların ihtimali üzerinde odaklanacağız.
Nüfus azalması güç azalmasını da beraberinde getirir.Avrupa'da bu böyle olacaktır.Ama ABD'de ve diğer ülkelerde gelecek yüz yıl içinde siyasi gücün elde tutulması isteniyorsa,nüfus düzeyinin sürdürülmesi ya da azalan nüfusu artırmak için teknolojik yollar bulmak gerekecektir.
Böyle büyük iddia desteklenmeli ve bunun sonuçları iyi düşünülmelidir.İnsan tarihinde temel bir olaydır bu ve bunun neden meydana geldiğini iyi anlamak durumundayız.
İşe temelinden başlamak gerekirse,şunu söyleyebiliriz;dünya nüfusu 1750-1950 yılları arasında yaklaşık bir milyardan,yaklaşık üç milyara çıktı.1950-2000 yılları arasında ise ikiye katlandı,altı milyar oldu.Nüfus artışı bununla da kalmadı ve artmaya devam ediyor.Eğer artış bu şekilde devam ederse sonumuz felaket olacaktır.
Fakat aslında nüfus artışında bir gerileme vardır.Birleşmiş Milletlere(BM) göre dünya nüfusu 2000-2050 arasında yaklaşık yüzde 50 büyüyecek ve bir önceki elli yılın yarısı kadar artacaktır.Yüzyılın ikinci yarısında ise dünyanın nüfusu sadece yüzde 10 kadar artış gösterecektir.Yani bir yerde doğumlar konusunda frene basılmış olacaktır.Bazı araştırmalar ise(BM değil) dünya nüfusunun 2100 yılına doğru azalacağını söylemiştir.
İleri sanayi ülkelerinin çoğunda büyük ölçekli nüfus azalmaları görülecektir.Brezilya ve Güney Kore ile onlara benzer bazı ülkelerde yüzyıl ortalarında nüfus artış ya da azalışları duracak,,2100'den sonra yavaş tempoyla düşüşe geçecektir.Kongo ve Bangladeş gibi az gelişmiş ülkelerde nüfus artışı 2100'e kadar sürecek,ama bu artış geçmiş yüzyılda olduğu kadar olmayacaktır.Yani genel anlamda nüfus patlaması sona ermektedir.
Şimdi kritik 2.1 rakamına bakalım.Dünya nüfusunun dengede kalması için her kadın olarak 2.1 çocuk sahibi olmalıdır.Bu rakamın üstü nüfus artışı,altı da nüfus azalması anlamına gelir.BM'ye göre 1970'te kadın başına düşen ortalama çocuk sayısı 4.5 olmuş,bu rakam 2000 yılında 2.7'ye düşmüştür.Bunun bir dünya ortalaması olduğu unutulmamalıdır.Büyük bir düşüştür bu ve nüfus artışının daha düşük oranda olduğu gösterir.
BM tahminlerine göre,2050 yılında kadın başına doğum oranı ortalama 2.05 olacaktır ki bu rakam dünya nüfusunu dengede tutacak olan 2.1 rakamının hemen biraz altındadır.Fakat yine BM'nin bir başka tahminine göre,kadın başına çocuk oranı 1.6 olarak çıkmıştır.Bu durumda 2050 yılına kadar ya dengede kalacak,ya da düşüşe geçecektir.Bana göre sonuncu tahmin daha mantıklıdır.
Dünyanın gelişmiş dölgerine,en ileri kırk dört ülkeye bakarsak daha ilginç bir durum çıkar ortaya.Bu ülkelerde kadın başına ortalama 1.6 bebek düşer ki bu da nüfusun azalmakta olduğunu gösterir.Diğer ülkelerde bu oran 2.9 olarak çıkmıştır ama düşmektedir.Az gelişmiş ülkelerde anne başına düşen çocuk sayısı 6.6 iken 5.0'a düşmüştür ve 2050'de bu rakamın 3.0 olması beklenmektedir.Doğum oranlarının düşüşe geçtiği açıktır be bunun cevabını aradığımız zaman nüfus patlamasının durduğunu görebiliriz.
Nüfus patlamasının görünürde iki açık nedeni vardı,birisi çocuk ölümlerinde azalma ve ikincisi de ortalama ömür süresinin uzamasıydı.Bunlar da modern tıbbın,gıda ürünlerinde artışın ve on sekizinci yüzyılın sonundan itibaren halk sağlığında sağlanan gelişmelerin sonucuydu.
1800'lü yıllarda doğum oranı konusunda yapılmış istatislikler yoktur,ama kadın başına ortalama doğum oranının 6.5 ila 8.0 arasında olduğu söylenebilir.Avrupalı kadınların 1800 yılındaki doğum oranı,Bangladeşli kadınların bugünkü doğum oranına eşit gibidir,ama nüfus artışı yoktur.1800'de doğan çocukların çoğu çocuk sahibi olacak kadar yaşamamıştır.Aslında 2.1 kuralı hâlâ geçerli olduğuna göre,doğan sekiz çocuktan altısı ergenlik çağına gelmeden ölmüştür.
Tıp,beslenme ve hijyen alanlarındaki gelişmeler sayesinde çocuk ölümleri çok azalmış,on dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru çocukların çoğu kendi çocuklarına sahip olacak kadar yaşamışlardır.Çocuk ölümleri azalmıştır ama aile durumları değişmemiştir.İnsanlar yine aynı sayıda çocuk sahibi olmayı sürdürmüşlerdir.
Bunun nedenini anlamak zor değildir.Her şeyden önce insanlar cinsel ilişkiden zevk alır,doğum kontrolüolmadan yapılan cinsel ilişki kadını hamile bırakır ve o dönemde doğum kontrolü yoktu.Aileler çok çucuk sahibi olmayı bir zenginlik sayarlardı.Tarımsal toplumlarda aile içindeki her çocuk çalışacak bir çift el anlamına gelirdi,o çağlarda herşey elle yapılıyordu.Babanın yaşlanıp emekli olmasında da çocukların rolü vardı elbette.Yine o çağlarda sosyal güvenlik kurumları,emekli maaşı yoktu ve çalışmayacak durumdaki yaşlılar çocuklarının kendilerine bakmasını beklerlerdi.İnsanlar böyle düşünmeye alıştı,ama bu mantıkla ekonumik düşünce tarzının da rolü vardı elbette.Çocuklar yaşamak için toprağa ihtiyaç duyar ve o zaman da baba sözü dinlemek zorunluluk olurdu.
Çocuklar çalışarak ailenin geçimin ve aynı zamanda yaşlılık geliri sağladığı için,kadınlar mümkün olduğu kadar çok sayıda çocuk sahibi olmaya bakarlardı.Kadının doğurdu ve yaşayan her çocuk aileiçin bir gelir kaynağı sayılırdı.Çocukların yaşama devam etmesi hem anne hem de baba için bir şans meselesiydi ve aileler erkeklerin sorumluluğundaydı.
İnsanlar âdetlerini kolayca değiştirmezler.Aileler köylerden şehirlere göç etmeye başladıklarında da çocuklar aile için yine değerli varlıklardı.Babaların ve annelerin çocu altı yaşındaki çocuklarını bile çalışmaları için ilkel fabrikalara gönderir,onların ücretlerini alırlardı.Şehirlerde ki ilkel sanayi toplumlarında çocuklardan ustalık istenmez,sadece el emeği yeterli olurdu..Fakat fabrikalarda makineleşme başladığında,artık altı yaşındaki çocuklar işe yaramaz oldular.Fabrikalar eğitimli işçi aramaya başladılar.Daha sonra ise üniversite mezunu idareciler aranır oldu.
Fabrikalarda makinelşme ve otomasyon arttıkça küçük çocukların da ekonomik değeri azaldı.Çocuklar ekonomik olarak yaralı olabilmek için okula gitmeye başladılar.O zaman da çalışarak aileye katkı bulunmak yerine,eğitimleri için aileinin gelirinden pay almaya başladılar,kıyafetleri,okul ve diğer ihtiyaçları için babadan para beklediler.Bugün yirmili yaşlarda hâlâ eğitimine devam eden ama sadece baba parasıyla yaşayan pek çok çocuk vardır.BM'ye göre,önde gelen yirmi beş gelişmiş ülkede ortalama eğitim süresi on beş ile on yedi arasındadır.
Mümkün olduğu kadar çok sayıda çocuk sahibi olma eğilimi on dokuzuncu yüzyıl sonları ile yirminci yüzyıl başlarına kadar devam etti.Bugün pek çok ailenin büyük ya da büyük-büyükbabaları on çocuklu aileden gelmektedir.Bir kaç kuşak önce bu tür ailelerde genelde on çocuktan sadece üçü ya da dördü sağ kalırdı.Ama 19002lü yılların ekonomi dünyasında bu çocuklar ergenlik çağına gelir gelmez iş bulup çalışmaya başladılar.
On sekizinci yüzyıl Fransa'sında on çocuk Tanrı armağanı sayılırdı,ama on dokuzuncu yüzyılın sonlarında bu kadar çok çocuk aileye yük sayılmaya başladı.Yirminci yüzyılın sonu Fransa'sında ise bu kadar fazla çocuk bir felaket sayılıyordu.Aileler sonunda çocukların çoğunun yaşayacağını ve çocuk yetiştirmenin de çok pahalıya mâl olduğunu öğrendiler.Bu durumda aileler çocuk sayısı azaltma yolu aradılar.Artık çalıştırmak için değil,sadece evlat sevgisi yüzünden çocuk istiyorlardı.Tıptaki gelişmeler doğum kontrolünü de beraberinde getirdi ve çocuk yetiştirmenin zorluğu ve maddi yükü yüzünden doğum oranı düştü.Çocuklar çalışarak aileye katkı yapmaktan çıkıp masraf kapısı oldular.Bunun sonucu olarak anneler babalar çocuk sevgisini bir iki çocukla tatmin etme yoluna gittiler.
İnsanların ömürleri uzayıp ölümler gittikçe azalmaya başladına göre,bir süre sonra dünya nüfusunda da artış görülecektir.Ayrıca çocuk ölümleri azalmıştır.ABD ve Avrupa'da 1800'lü yılların başında insan ömrü ortalama kırk yıldı.2000 yılında ise insanlar ortalama olarak 80 yaşına kadar yaşamaya başladılar ve son iki yüz yılda insan ömrü iki kat uzadı.
İnsan önrünün daha da uzaması bekleniyor ama rakamın yine iki katına çıkmasınıda kimse umut etmiyor elbette.BM'ye göre sanayi ülkelerinde 2000 yılında 76 olan ortalama insan ömrü 2050 yılında 82 olabilir.Fakir ülkelerde ömür artışı 51'den 66'ya çıkacaktır.Fakat bu bir geometrik artış değildir ve ayrıca nüfus artışını frenleyecektir.
İleri sanayi ülkelerinde onlarca yıl önce başlamış olan düşüş süreci şimdide az gelişmiş ülkelerde başladı.Sao Paolo'da on çocuk sahibi olmak ekonomik intihar sayılıyor.Çok çocuk sahibi olma âdetinden vazgeçmek uzun zaman alacaktır ama sonunda bunu yapmak zorunda kalacaklardır.Bir çocuğu öodern çalışma hayatına hazırlamak için uzun ve pahalı bir eğitim süreci gerekir.Doğum oranlarında ki düşüş ve ömür artışındaki yavaşlama sürerken nüfus artışıda sona erecektir.
Re-writen---Mehmet ÇETİN
Writen------George Friedman
GELECEK 100 YIL

Sunday, 19 April 2009

e-book siteleri

http://www.free-ebooks.net/

http://www.scribd.com/

http://4ebooks.org/

http://manybooks.net/

http://www.freebookspot.org/

http://www.asksam.com/ebooks/

http://www.freetechbooks.com/

http://www.getfreeebooks.com/

http://knowfree.net/

http://www.onlinefreeebooks.net/

http://www.memoware.com/

http://www.zillr.org/

http://www.onlinecomputerbooks.com/

http://www.snipfiles.com/

http://digital.library.upenn.edu/books/

http://www.globusz.com/

http://www.baen.com/library/

http://www.freeebooks.info/

Friday, 10 April 2009

Beethoven - Love Letters of Great Men

July 6, in the morning

My angel, my all, my very self - Only a few words today and at that with pencil (with yours) - 
Not till tomorrow will my lodgings be definitely determined upon - what a useless waste of time - 
Why this deep sorrow when necessity speaks - can our love endure except through sacrifices, 
through not demanding everything from one another; can you change the fact that you are not wholly mine, 
I not wholly thine - Oh God, look out into the beauties of nature and comfort your heart with that which must be - 
Love demands everything and that very justly - thus it is to me with you, and to your with me. 
But you forget so easily that I must live for me and for you;
 if we were wholly united you would feel the pain of it as little as I - 
My journey was a fearful one; I did not reach here until 4 o'clock yesterday morning. 
Lacking horses the post-coach chose another route, but what an awful one; 
at the stage before the last I was warned not to travel at night; I was made fearful of a forest, 
but that only made me the more eager - and I was wrong. 
The coach must needs break down on the wretched road, a bottomless mud road. 
Without such postilions as I had with me I should have remained stuck in the road. 
Esterhazy, traveling the usual road here, had the same fate with eight horses that I had with four - 
Yet I got some pleasure out of it, as I always do when I successfully overcome difficulties - 
Now a quick change to things internal from things external. 
We shall surely see each other soon; moreover, 
today I cannot share with you the thoughts I have had during these last few days touching my own life - 
If our hearts were always close together, 
I would have none of these. My heart is full of so many things to say to you - ah - 
there are moments when I feel that speech amounts to nothing at all - 
Cheer up - remain my true, my only treasure, my all as I am yours. 
The gods must send us the rest, what for us must and shall be -

Your faithful LUDWIG.